1850'lerden itibaren fotoğrafçılar, William Henry Fox Talbot'un negatif/pozitif yönteminin sunduğu çoğaltılabilirlik özelliğinden ödün vermeden dagereotipin (gümüş nitratla ışığa duyarlı hale getirilen bakır levhaların, camera obscura içinde 10 ila 20 dakika pozlanarak, cıva buharına tabi tutulup geliştirilmesiyle fotoğrafik görüntü elde etme yöntemidir. Sülfür ile gümüş plaka üzerine işlenmesi esasına dayanır.) netliğini yakalamanın bir yolunu buldular: Kâğıt negatifin yerine, ince bir tabaka halinde ıslak ve ışığa duyarlı kolodyum (eter içinde çözülmüş barut pamuğu) ile kaplanmış cam plakalar kullanmaya başladılar.
Carleton Watkins, Amerikan Batısı'nın geniş formatlı manzara fotoğraflarıyla tanınan ve bu tekniği en ustaca uygulayan isimlerden biriydi. Oregon'daki Columbia Nehri boyunca çektiği görüntüler gibi çalışmaları, bu sürecin fiziksel açıdan oldukça zorlu olmasını gerektiriyordu. Henüz pratik bir büyütme yöntemi mevcut olmadığından, cam negatiflerin boyutu nihai baskıların istenen boyutuna eşit olmalı ve fotoğraf makinesi de bunları alabilecek kadar büyük olmalıydı. Ayrıca kolodyum henüz yapışkanlığını korurken cam plakanın kaplanması, pozlanması ve banyo edilmesi gerekiyordu ki bu durum, Watkins'i Amerikan Batısı'nın el değmemiş arazilerini keşfederken yanında taşınabilir bir karanlık oda bulundurmaya mecbur bırakıyordu.
Not: İşte kartpostallara yaraşır, nefes kesici 10 manzara!
Carleton Watkins