Van Gogh, Paris'te bulunduğu dönemde ayakkabılardan ve çizmelerden birkaç natürmort resmetmişti fakat şehirden ayrıldıktan sonra bu konuyu nadiren ele almıştır. 1888'de Arles'da yapılmış bu resim, önemli bir istisnadır. Ne var ki artık ayakkabılar burada başlı başına bir nesne değildir: Van Gogh onları Sarı Ev'in o özgün kırmızı taşlı zemini üzerine yerleştirerek tanıdık bir ortamı kompozisyona katmıştır.
Van Gogh, Şubat 1888'de Paris'ten Fransa'nın güneyindeki Arles'a taşınarak Provans'ın harikulade ışığı ile manzarasının parlak renkleri sayesinde resimlerine yeni bir yön verebileceğini ummuştur. Bunu takip eden aylar ise kariyerindeki en üretken aylardan olmuştur. Çiçek açan orkideleri, buğday tarlalarını, kafeleri, portrelerle Arles'ı konu alan en ünlü manzaralarından birkaçını resmetmiş, gittikçe yoğunlaşan renkler ile sadeleştirilmiş, ifadeli biçimlerle denemeler yapmıştır.
Mayıs ayında, Place Lamartine'de küçük bir binanın bir bölümünü kiralamıştır. Parlak renkli cephesinden dolayı burası Sarı Ev diye adlandırılagelmiştir. Van Gogh, mekanın evi ve stüdyosundan çok daha fazlası olmasını istemiştir. Orada -kendi tabiriyle Güney Stüdyosu- ressamların bir arada yaşayıp çalışabildiği bir sanatçı topluluğu kurmayı düşlemiştir. O yıl Paul Gauguin'in geleceği beklentisiyle odalarını kendi tablolarıyla, meşhur Güne Bakanlar'ı dahil, süslemiştir. Kardeşi Theo'ya şunları yazmıştır: "Herkes gibi ben de arkadaşlık ilişkilerine ya da sevgiye ya da güven dolu bir dostluğa ihtiyaç duyuyorum. Duyuyorum ki boşluğa düşmeden ya da yokluklarını hissetmeden onlarsız yapabileyim..."
Bu nedenle resimdeki ayakkabılar Van Gogh'un yaşamında Sarı Evi'n sanatsal özgürlüğe ve iş birliğine beslediği yüksek umutları temsil eder hale geldiği o önemli anla bağlantılıdır. Belki ayakkabıların sahibi de değerlidir. Yıpranmış pabuçlar "yaşlı bir köylünün ayakkabılarını konu alan bir natürmort" şeklinde tanımlanmıştır ve bunların Patience Escalier'e, Van Gogh'un yaklaşık aynı dönemde, 1888 yazının sonlarında portresini resmettiği Provanslı yaşlı bir tarla işçisine, ait olduğu ifade edilmiştir.
Not: Bu iki sanatçı, sanatları kadar renkli bir dostluk kurdular. Van Gogh ile Gauguin'in ilişkisine ve Sarı Ev'de geçirdikleri zamana dair daha fazla bilgi almaya ne dersiniz?