Yeni bir aya Vincent van Gogh'un muhteşem bir tablosuyla başlayalım.
Van Gogh'un sanata giden yolunun hiç de kolay olmadığını biliyor muydunuz? 27 yaşında resimle tanışmadan önce çeşitli mesleklerde (öğretmenlik ve vaizlik de dahil) çalışmıştı.
1880'de çizim becerilerini geliştirmeye başladı, ancak karanlık, kırsal motifleri pek beğenilmedi. Paris'te geçirdiği süre boyunca, onu daha renkli eserler yaratmaya teşvik eden diğer modern sanatçılarla çalıştı. Ancak, günümüzde ünlü olduğu, cesur renkler ve kısa fırça darbeleriyle öne çıkan canlı resim stilini, 1888'de, bugün sunduğumuz tablonun yapıldığı yer olan Arles'da (Fransa'nın güneyinde) geliştirdi. Rengi gerçekten orada keşfetti ve bir mektupta şöyle yazdı: "Sarı ve turuncu olmadan mavi olmaz ve mavi eklediğinizde, sarıyı ve turuncuyu da eklemelisiniz, değil mi?"
Sarı rengi onun için özel bir öneme sahip gibiydi. Arles'da yaşadığı ve çalıştığı "Sarı Ev"de bir sanatçı kolektifi kurmak için birkaç girişimde bulundu, ancak hepsi başarısız oldu. Yine de, 15 aylık kalışı boyunca, bir psikiyatri kliniğine yatmadan önce yaklaşık 300 resim üretti. Daha sonra, Paris yakınlarındaki bir sanatçı köyü olan Auvers-sur-Oise'a taşındı ve devam eden sağlık sorunlarına rağmen kendini tamamen resme adadı. 29 Temmuz 1890'da bir kurşun yarası sonucu hayatını kaybetti.
Van Gogh, yaşamı boyunca yalnızca birkaç resim satabildi. Kardeşi Theo, onu hayatı boyunca sadece maddi olarak değil, aynı zamanda sanat malzemeleri de sağlayarak destekledi. Bir sanat simsarı olan Theo, geçimini sağlamak için sık sık Vincent'ın eserlerini "satın alırdı".
Harika bir Ağustos ayı geçirmenizi dilerim! :)
Not: Van Gogh'un Arles'daki yılları sanatı sonsuza dek değiştirdi. Tarzı hakkında daha fazla bilgi edinmek için çevrimiçi kursumuz Post-Empresyonizm 101'i inceleyin. :)
Ek not: Vincent van Gogh hakkındaki bilginizi test etmek ister misiniz? Van Gogh TESTİ'mizi çözün!