Bugün pazartesi, o halde güne uygun bir tablonun tam sırası.
Fransa'da Gruchy'de çiftçi bir ailede doğan Jean-François Millet kendini "köylü ressamı" diye tanımladı. 1837'de tarih ressamı Paul Delaroche'un yanında öğrenim gördüğü sırada Théodore Rousseau ile tanıştı. Aynı şekilde öğrenci olan Rousseau, ileride Barbizon Okulu'nun önde gelen isimleri arasında yer alacaktı. Paris'in güneydoğusunda Fontainebleau Ormanı'nı mesken tutan bu sanatçılar köklü akademik gelenekleri zorlayarak doğayı ve köylülerin yaşamını doğrudan gözlemleyip betimlemeyi amaçladılar. Söz konusu ülküyü paylaşan Millet, 1849'da Barbizon'a temelli yerleşti. Çoğu meslektaşı manzaraya odaklanırken o, kendini köylü yaşamını konu alan sahnelere adayarak günlük meşgaleleriyle uğraşan köylülerle işçileri betimledi.
Millet 1851'de, kırsal kesimin doğalcı betimlerine tamamen yoğunlaşmak için portrecilikle akademik nü resimlere sırt çevirdikten sonra İşbaşı'nı yapmaya başladı. Her ne kadar insan figürleri kompozisyonlarının merkezinde bulunsa da bu figürler çoğunlukla bilerek genelleştirilmiştir. Millet belli kişileri tasvir etmek yerine kapsamlı bir insaniyet ile insan ve toprağın daimi ilişkisini aktarmayı amaçladı. Eleştirmenler bazen sadeleştirilmiş üslubunda kusur bulsa da yapıtları böyle kaygıları aşan haysiyetli ve azametli bir havaya sahiptir.
Not: Jean-François Millet bütün sabah tarla sürebilecek, öğleden sonra resim yapabilecek ardından gece Shakespeare ezbere okuyabilecek bir sanatçıydı. Köylü Ressam Jean François Millet'i keşfetmeye ne dersiniz?