1918'de Félix Vallotton, doğrudan gözlemle değil, hafıza ve hayal gücüyle yaratılan manzaraları tanımlamak için paysage composé (kurgulanmış manzara) terimini kullanmaya başladı. Bu tablo, söz konusu seriye aittir ve sanatçının üretim tarzında önemli bir değişimi temsil eder.
Vallotton, Louvre Müzesi'nde hayranlıkla incelediği Nicolas Poussin'in Çanağını Atan Diyojenli Manzara adlı eserinden ilham aldı. Günlüğüne de not ettiği üzere, Poussin'in kompozisyonuna dair silik bir hafızaya dayanarak, "hiçbir görsel kaynağa başvurmadan" bir manzara yaratma konusunda kendine meydan okudu. Bu deneyim onu büyülemiş olsa da, hafızasının sınırları nedeniyle kısıtlanmış hissettiğini ve "biçim dağarcığının" yetersiz kaldığını itiraf etmiştir.
Poussin'in klasik yapısını yansıtan bir düzenlemeyle Vallotton, kıvrılarak akan bir nehrin iki yanına ağaçlarla kaplı tepeler yerleştirmiş ve manzarayı yer yer ev kümeleriyle zenginleştirmiştir. Ancak ön planda antik çağ filozofu Diyojen ve yanındakini resmetmek yerine, onların yerine günümüzden iki doğa yürüyüşçüsünü koyarak, 17. yüzyıla ait idealize edilmiş bir manzarayı incelikli bir dokunuşla modern bir sahneye dönüştürmüştür.
Not: Hafıza, hayal gücü ve duyguyla şekillenen manzaralar ilginizi mi çekiyor? Tarihin en büyük sanatçılarından bazılarının elinden çıkmış, doğanın nefes kesici görünümlerini içeren Manzaralar: 50'li Kartpostal Setimize bir göz atın. Klasik manzaralardan modern yorumlara uzanan bu koleksiyon, sanatçıların çevremizdeki dünyanın güzelliğini yansıtmak için kullandıkları sayısız yöntemi onurlandırıyor.
Ek Not: Félix Vallotton'ın büyüleyici sanatını keşfedin!